KKTC’deki konseri sırasında sahnede fenalaşan tanınmış şarkıcı Volkan Konak’ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmesi, bayramın en acı insan haberiydi.
Sevilen sanatçı “Kuzey’in Oğlu” lakabıyla da sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da şöhreti vardı ve çok seviliyordu.
Bayramın ilk gününden itibaren en çok Volkan Konak konuşuldu. Sosyal medyada en öne çıkan yine Konak oldu. Üzüntülerini ifade edenler çoğunluktaydı.
Görüldü ki Volkan Konak her evin oğlu kimliğini kazanmış.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun sosyal medya hesabından üzüntüsünü ifade ettiği mesajını görünce, dikkat ettim; her parti ve kitleden baş sağlığı dilekleri yayıldı. O, her ilin sanatçısıydı.
Ancak bir kitle vardı ki, birlikte aynı topraklarda yaşamaktan her vatan ve insan sevgisi taşıyanın utanacağı açıklamaları yaptı. “Siyasal İslamcı” olarak adlandırılan, dini siyasi ikbal ve dünyevi çıkarları için kullananlar da tarihin bir kenarına not edildi. Bunlar hiçbir inancın ve kültürün tasvip etmeyeceği sözleriyle anılacak.
MÜFTÜLER TEPKİ GÖSTERMELİ
İdrak yoksunu, ideolojinin gözlerini kör ettiği, kulaklarını gerçeklere tıkadığı, yobaz kişilerin; dini duygularını açık etmeyen herkese “zındık” gözüyle baktığı bilinir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin laik sistemi içinde din eğitimi almış birinin aynı zaviyeden (küçük tekke) bakması kabul edilebilir bir durum değildir.
Hele bu kişi, dini bilgilerle mücehhez (donanımlı) kabul edilen “müftü” ise… Bu kişi TC Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından insanları inançlarıyla ilgili aydınlatmak, dini akidelere göre doğru bilgiyi aktarmakla görevlendirildiyse…
Şu sözlerin sahibi kim?
“Sahnede gebermiş. Şimdi bize soracaklar; nasıl bilirdiniz? Cevabımız bu. Böyle bilirdik. Bizim için içen bizim için yanar da elbet.”
Elbette her aklı başında insanın tepkisiyle karşılaşan Çatalca Müftüsü Ahmet Mehmetalioğlu…
Üstelik sosyal medyada etkin bir kişi. X hesabında daha önce de yaptığı toplumsal hayatı yargılayan, siyasi düşünce beyan eden, bölücü paylaşımları dikkat çekiyor.
Bu paylaşımın sahibi için “kişi” diyorum ve öyle diyeceğim. Müftülük makamı, saygın ve hak eden şahsiyetli kişiler içindir.
Çok değerli müftülerimiz var.
Misal; Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş’in hoşgörülü ve samimi çabalarını geçtiğimiz ramazan ayında bir kez daha gördük. Bir gün gençlerle spor sahasında, bir gün çocuklarla oyun ortamlarında… İlçelerde de mesela Köşk Müftüsü Nuri İlkatmış, çocuklara gelenek ve göreneklerin yaşatılması için camide Karagöz ile Hacivat, Nasrettin Hoca etkinliği sergiliyor.
FETVASI KÜLLİYET YALANDIR
Gelelim “hoşgörü dini” İslamiyeti kin ve düşmanlık için kullanan “müftü” makamını işgal eden kişiye…
Haa bir de düşünsenize fetva verdiğini…
Müftü, fetva kökünden geliyor, fetva veren…
Bir Müslümanın “hocam şu konuda ne diyorsunuz?” diye sorduğunu düşünelim. Fıkıh usûlüne uygun fetva vermeyeceğine yemin edebilirim.
İlahiyat eğitimi almış biri olarak söylüyorum. İlahiyat fakültelerinde bu kişinin takındığı tavır öğretilmez, itiraz edilir.
İşte eğitim noksanlığı, 24 saat din konuşulan ortamlarda insanlıktan nasibi alamamışların tavrı budur.
Verdiği fetva külliyet yalan ve yanlıştır.
Şimdi bütün İslam âlemi bir araya gelse, bu kişinin kirli düşüncesini silemez. Diyanet görevden alırsa belki zehirli düşüncelerini saçamaz. Zira bir işlem yapılmazsa kendisi cesaret bulup şuursuz paylaşımlarına devam edecek; aynı düşüncenin sahipleri de kahraman ilan edecek.
Bu yüzden haysiyetli müftülerimiz başta olmak üzere, din görevlileri ve her vicdan taşıyan insanın tepki göstermesi gerekir.
Her şeyi bir kenara bırakın; islami usullerle kadıya gitseydi, ölen bir kişinin ardından hakaret ettiği için cezalandırılır, görevinden azledilirdi. Laik sistemde asla yeri olmamalı…