Bereket yağmurlarıyla yıkanan 3 günlük bayramın ardından Aydın’da tüm yurtta olduğu gibi memurlarımız dışında hayatın olağan akışı içerisinde geçim mücadelesi veren işçi, esnaf, çiftçi ve bir takım beyaz yakalımız için yoğun iş maratonu yine başladı.
Bayramın daha ilk günü Nazilli’deki üniversite öğrenci genç bir kız kardeşimizin evinde ölü bulunması hepimizi derinden sarsarken, irili ufaklı bazı kazalarda yaşamını yitiren canlarımızsa yine bizleri derin düşüncelere gark etti.
Görev süresinde 1 yılını dolduran ve kimisinin elini cebinde pozlarla arzı endam etmesine anlam veremediğimiz bazı yeni belediye başkanlarımızın kendi kendilerine çok büyük işler yaptıklarına değindikleri bir takım tanıtım çalışmaları da aklımızda kalanlar arasında.
Yine değinmeden geçmeyeyim; Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın ev sahipliğindeki il protokolünün bayramlaşma törenine, İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş dışında Nisan ayında oda ve borsaların ev sahipliğinde bir aksilik olmazsa birlik toplantısında yine bir araya gelecek olan diğer milletvekillerin ve paydaşların teşrif etmemesi bana göre şık olmamış, bizden söylemesi.
.......
Bunlarla birlikte AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem’in, arefe günü il binasında partilileriyle bayramlaşma törenindeki ‘Aydın’daki turplar da büyüdü heybeye sığmıyor. Bundan sonraki süreçte bakalım ne olacak?”’ sözleri de gündemimize nur topu gibi bir polemik daha kazandırdı.
Açıkça şunun altını çizeyim; Bu ‘turp’ ve ‘heybe’ ikilisinin Türk siyasetinde ilk olarak etkin kullanıldığı dönemin, FETÖ’nün örgüt üyesi polis ve savcılar eliyle hükümete yönelik kumpasla ‘yargısal darbe teşebbüsü’ olarak nitelendirilen 17/25 Aralık sürecinden hemen sonrası olduğu ortada!
O dönem bu turp-heybe muhabbetiyle hükümeti köşeye sıkıştırmaya dönük olarak özellikle FETÖ fenomeni Fuat Avni adı kullanılan hesabın, “turpun büyüğü” videosu için yerel seçimlere az bir zaman kala, yani tamı tamamına 25 Mart 2014 gece yarısı için milat verdiğini, sahi birileri özellikle AK Parti cenahı acaba nasıl bu kadar çabuk unuttu.
FETÖ’cü hesaplarca, ‘turpun büyüğü yolda, yok şurada, yok burada, bu kez büyüğü geliyor, heybede…’ vs. ifadeleriyle atılan binlerce twiti açıkçası ben dün gibi hatırlıyorum.
Keza şu var bir kere bağımsız yargı, birilerinin heybedeki turp lakırdısına değil hukuki zeminde sağlam kulp var mı buna bakar.
Nitekim FETÖ’nün hükümete yönelik turp masalının süreç dahilinde nasıl kabak tadı verdiği ve ellerinde ne şekilde patladığı da aşikar!
Bu noktada Mehmet Erdem, Aydın için turp ve heybe kelimesini tam 11 yıl sonra öyle dikkat çeken bir zamanda kullandı ki neredeyse FETÖ’nün ilk ağzına doladığı günle bile aynı günlere denk geliyor.
Aslında bu turp ve heybe ikilisine lafız olarak Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da belki de bazı danışmanlarının tavsiyesiyle midir nedendir bilinmez, CHP’li bazı belediyelerdeki yolsuzluklara atfen zaman zaman değinir oldu.
Ancak bana sorarsanız özellikle FETÖ/PDY'ye finansal destek sağladıkları iddiası kapsamında, kardeşi 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin ardından gözaltına alınan, yeğeni tutuklanan Mehmet Erdem’in, bazı hukuki süreçlerle ilgili FETÖ’nün turp-heybe söylemini kullanırken, bana sorarsanız 2 hatta 3 kez düşünmesinde fayda var!
Zira hukukta ‘Masumiyet Karinesi’ denen bir olgu söz konusudur! İslam’da da örnek verecek olursak; Hz. Muhammed (SAV) döneminde işlenen bir hırsızlık suçunun masum bir Yahudi üzerine atılarak suçlu olan gerçek kişinin bazı Müslüman kesim tarafından kurtarılmasına yönelik girişim, Cenab-ı Allah’ın vahiyle ikazına sebebiyet de vermiştir!
Ayrıca şunun da altını çizeyim; Düne kadar FETÖ’nün kullandığı turp-heybe ikilisini bir süredir özellikle AK Parti’den bazı isimlerin de henüz yaşanmamış ancak yaşanacak kötü olayların habercisi olarak dillendirmesini garipsemiyor da değilim!
İsim vermeden, nereye kastettiği tam olarak anlaşılmadan, “Aydın’daki turplar da büyüdü. Heybeye sığmıyor. O yüzden bundan sonraki süreçte bakalım ne olacak” sözlerini sarfeden Erdem’e tavsiyem, birilerini töhmet altında bırakabileceği bu tür söylemlerde bulunurken ne biliyorsa ağzındaki baklayı doğrudan çıkartarak açık ve net olmasıdır!
Turp ile heybenin düne kadar FETÖ’nün elinde davul tokmak misali hükümeti yıpratmaya yönelik felaket tellallığı için söylem aparatı olduğunu da unutmamasıdır!
Erdem’in, Aydın’daki CHP’li bazı belediyelere ya da bir yerlere yönelik “turp” ve “heybe” metaforunu kullanırken aynı zamanda ortaya koyduğu muğlaklık, Aydın siyasetinde şüphesiz CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı’nın, “Yargı eliyle halka yaymaya çalıştıkları korku iklimi artık beyhude bir çabadan öte değil” sözlerine bakılırsa yeni bir tartışma fitilini de ateşledi.
Bu noktada Erdem’e düşen, Aydın’da birtakım usulsüzlükleri, yolsuzlukları ya da başka bir skandalı ima ediyorsa bunu FETÖ’vari bir üslupla değil, cesaretle belgeleriyle tek tek açık saçık ortaya koyması, kamuoyunu şeffaf ve yalın bir şekilde aydınlatmasıdır.
Aksi halde, “turpun büyüğü heybede” diyerek havada bırakılan bu sözler, sadece bazı spekülasyonları körükler, Aydın siyasetini daha da gerer ve kimseyi de tam anlamıyla ikna etmez, edemez.
Unutmayalım ki, turp masalı anlatanlar dün FETÖ’cü hesaplar arasından çıkmıştı; Bugünse bu söylemin kimin elinde neye hizmet ettiğiyse bazı CHP’li belediyelere yönelik yargı süreci tamamlanmayan konular ortada olduğu için net olarak da belli değil!
Netice olarak elbette Erdem’in bu çıkışıyla neyi kastettiği belki zamanla netleşir ya da netleşmez orasını şimdiden kestiremiyoruz ama şu kesin gibi;
Aydın siyasetinde artık bir süre turp tadı hakim olacak…